Ne zaman anime desem, etrafımdakilerden şöyle tepkiler gelir.

  1. Neye devam ediyosun? (Daimi anime izleyen)
  2. Anime değil de zaman bulsam Game of Thrones’a başlıcam. (Zamanında izlemiş ama sevmemiş)
  3. Ya bir türlü başlayamadım ben de, ne önerirsin neyle başlıyım. (Hevesli)
  4. Anime ne? Ice Age gibi bişey mi? (Hiçbir fikri yok)
  5. Of nasıl izleyebiliyosun ya, ezik misin? (…)

Yazı 3 ve 4. arkadaşlar için. Sonuncu, Cennet Mahallesi veya Çilek Mevsimi izleyenler konu dışı.

Anime bildiğimiz çizgi film değil mi zaten?

Hem evet hem hayır! Japonlara göre animasyonun her türü anime. Diğer ülkelerde yaşayanlar içinse Japon yapımı olması şartı var. Amerikan Japon ortak yapımı büyük prodüksiyonlar için yapılan tartışmaların kaynağı da bu nokta oluyor.

Çoğu anime, sezondan önce basılan mangaların animasyon hali. Çizgi filmlerde genelde sadece dijital görüntüler oluyor. Manga en kaba tanımla çizgi roman demek. Mangakalarca çiziliyor. Marvel, DC veya Dark Horse çizgi romanlarından en büyük farkı sağdan sola doğru okunması. Bazı mangalar animelerine göre çok daha uzun ve ayrıntılı olabiliyorken, bazı animelerin mangası hiç olmayabiliyor.

Bir de, çizgi filmlerin aksine çoğu büyükler için. Hatta bazıları +18. Başka dünyalardan gelen şeytani ruhlar, aşırı güçlü karakterler, devasa robotlar, kopan bacaklar, ekranı kaplayan memeler animenin bazı türlerinde gayet sıradan.

Konuyu fazla mı ciddiye alıyorum?

Sadece Japonya’da dönen yaklaşık 2 milyar dolarlık bir ticaretten bahsediyoruz. Televizyon serileri, sinema filmleri, DVD’ler, müzik, akıllı telefon uygulamaları, satılan yan ürünler ve hatta Pachinko denilen oyun makinelerinden oluşan kocaman bir market var. 80’lerdeki animelerin altın çağından beri yapımların sayısı, televizyon ve sinemadaki toplam dakika uzunlukları her sene artıyor. Disney bu pazarla ilgilenmekle kalmıyor, gücü sayesinde direkt olarak sektörü yönlendirici firma olma yolunda ilerliyor. Amerika dışında Kore, Çin, Kanada, Tayland, İtalya ve Avustralya gibi ülkeler, anime sektörünü dünya çapında besliyorlar.

Amerika’nın en uzun soluklu animasyon serisi The Simpsons’un 600 civarı bölümü varken bazı animelerin bölüm sayıları 1000’lere ulaşabiliyor. Sazae-san isimli animenin 7000’den fazla bölümü var. Bu sayıda bölümlerin 6 dakika olmasının da etkisi var tabi. Çoğu animede filler denilen, hikayeye etkisi olmayacak geçiş bölümleri ve hatta sezonlar olabiliyor.

Kabul edilen ilk anime 1917 yılında, tebeşirle ve 5 dakikalık bölümler halinde yapılmış ve görünüm olarak şu an izlediklerimizle pek alakası yok.

firstanime

Bugüne kadar yapılmış 10000’in üzerinde anime mevcut. Bunların bir kısmı aynı hikayenin farklı varyasyonları tabi.

Sadece 2015 yılında televizyon için 140’ı yeni 300 civarı anime yapılmış.

İki günde bir anime serisi, üç günde bir de yepyeni bir anime başlıyor.

Karşılaştırma yapmak adına, Türkiye’deki animasyon dizilerinin sayısı 20’yi geçememiş.

1 anime bölümünün yapım maliyeti ortalama 100.000 ile 300.000 dolar arasında.

Japon anime yapım şirketleri arasında belki de en ünlüsü Studio Ghibli. Bu stüdyodan çıkan filmlerin çoğu, dünya çapında en fazla gişe hasılatı yapan animeler.

totoro

Nereden başlasak, ne izlesek?

Başta bahsettiğim 3. grup için animeye ilk adım bence TV serileriyle değil, filmlerle olmalı. Hatta Hayao Miyazaki’nin yönettiği Ghibli filmleri güzel başlangıç olur.

Ardından, heves hala geçmemişse aşağıdaki listeyi önerebilirim.

Mushi-Shi

mushishi

Hikayeler, müzik ve çizimler farklı olsa da Hellboy sevenler bunu da sever. Ben bayıldım, öldüm bittim.

Death Note

dn

Japon inancında var olan Şinigami’lerle tanışmamı sağlayan efsane anime. Müziği bile hatırlanır.

Fullmetal Alchemist: Brotherhood

fab

Ağlatır, düşündürür, arada güldürür. İzlemek cesaret ister.

One Punch Man

opm

100 mekik, 100 çömelme hareketi, 100 şınav, 10 kilometre koşu. OK.

Death Parade

dp

Ölümle ilgili diyaloglarıyla iz bırakır.

Liste sarmadıysa böyle de bir site var. Muhteşem olmasa da öneri sistemi sayesinde birçok animenin varlığını bu siteden öğrenmişimdir: http://animesuggestions.com/

Başlangıç için bir bölüm yetecek

Anime izleyeceğim diye, sıkıla sıkıla beğenmediği serileri izleyen biri değilim. Otaku hiç değilim. Herkesin izlerken keyif alacağı türde animeler izlemesi en doğrusu bence.