Çoğu kişi çok farkında olmasa da, yazı aslında bayağı önemlidir. Hatta çoğu tarihçiye göre tarih çağları, yazının bulunması ile başlar. M.Ö. üçüncü binyıldan başlayarak, bütün geniş çaplı kültürler ya bir yazı sistemi icat etmiş ya da başkasından alarak kullanmıştır. Dinlerin ve eğitimin yaygınlaşması, devletlerin gelişimi yazı sayesinde olmuştur.

Matbaanın bulunuşundan bu yana ise birbirinden farklı binlerce typeface yani yazıtipi ailesi ortaya çıkmıştır. İçerisinde harfler, noktalama işaretleri ve semboller barındıran typeface, metal dizgiler için fonttan farklıdır. Örneğin 16. yüzyılda yaratılan Garamond bir typeface iken, Garamond Bold Italic fonttur. Dijital kullanımlardaysa artık bu fark gözetilmeden iki terim de birbiri yerine eşanlamlı olarak kullanılmakta.

Üzgünüm ama ne hakkında konuştuğumuzu açıklığa kavuşturmak için bu ultra sıkıcı girişi yapmam gerekiyordu.

Şimdi gönül rahatlığıyla daha az sıkıcı konulara geçebiliriz.

Tasarımcı olmaya gerek yok, bilgisayar başındayken hepimiz bir şekilde font kullanıyoruz. Özgeçmiş hazırlarken veya en basiti mail imzalarında bile bir font seçimi yapıveriyoruz. Yüzyıllar öncesindeki yazı kullanımının amacı hiç değişmedi: başkalarına derdimizi anlatabilmek.

Yazı aslında duygusuzdur.

Duygu barındırmayan yazıya istenen duygu sadece font ile verilir. Ancak bu şekilde derdimizi en doğru şekilde anlatabiliriz. Sevgiliye yazılan mektupta Impact fontu kullanırsanız, içeriği ne olursa olsun yazınız bir seferberlik emri gibi algılanacaktır. Veya kamu kurumuna vereceğiniz dilekçede Lucida Handwriting ile yazılan herşey çöpe gidecektir. Hangi durumda hangi font kullanılacağı bu yüzden çok şey farkettirir.

Serif? Ne serifi? Şans mı?

Sakin olalım, tane tane anlatıyorum. Serif için fonttaki çengel, uzatılmış çizgi, tırnak, eğri veya kuyruk kastedilir. Çıkıntı yani. Sans ise yok anlamındadır. Yani, sans serif olan font ailelerinde serif yoktur. Basit aslında.

Ufak bir gözlemle farkedilebileceği gibi, neredeyse tüm teknolojik firmalar, kurumsal görsellerinde ağırlıklı olarak serifsiz font kullanırken, geleneksel firmalar serifli font tercih eder. Bilinçli olmasa da hedef kitlenin de beklentisi bu yöndedir.

Serifli fontlar, aynı zamanda sans serifli fontlara göre çok daha okunabilirdir. Neredeyse tüm kitap sayfalarında serifli font kullanılır. Dijital platformlarda da, blog veya haber sitelerinde içerik için genellikle serif tercih edilir.

Bu ikisi dışında birçok typeface kategorisi var. Slab serif, script, blackletter, mono, handwriting, decorative, gothic, modern ve comic en çok kullanılanlar. Tabi ki en fazla kişi tarafından bilinen ve kullanılanlar, Apple, Microsoft ve IBM gibi firmalara ait işletim sistemleriyle birlikte bedava olarak kullanıma sunulan fontlar oldu. Arial, Helvetica, Georgia, Garamond, Myriad, Times New Roman, Trebuchet MS, Tahoma, Courier, Futura, Gill Sans ve Verdana gibi örneğin.

İlginç bir iki dipnot

  • Georgia, Tahoma ve Verdana fontlarının tasarımcısı Matthew Carter, Microsoft için birçok font tasarladı.
  • Steve Jobs, tasarladığı ilk Macintosh’unda Chicago ve Toronto gibi en sevdiği şehirlerin isimlerini taşıyan fontları bireysel kullanıma sunarak yazı için büyük bir devrim gerçekleştirmiş oldu.
  • Modern kaligrafinin babası sayılan Edward Johnston tarafından tasarlanan Johnston yazı tipi ailesi ilk modern sans serif fonttu ve 1980’lerde revizyona uğrayana dek, Londra metrosunda kullanıldı.

Bu arada favori fontumdan, Gotham, Helvetica veya Comic Sans’tan bahsetmeyeceğim. Yazının amacını daha fazla saptırmaya lüzum yok!

comicsans

Hayat kurtaran (!) 5 altın öneri

Bazen tüm tasarım, görsel kullanılmadan sadece font ve renkle yapılabilir. Bu durumda mutlaka dikkat edilmesi gereken bazı noktalar öne çıkar. İşin özünü anladıysak, sıra olmazsa olmazlara geldi.

1. Bir projede en fazla 3 farklı typeface kullanın.

Yazıya font ile duygu katmak iyi birşeydir fakat duygu karmaşası da bir o kadar kötüdür. Okuyan için çok farklı mesajlar vermek sadece kafa karıştıracaktır. Çengel meselesini aştıysanız, font seçerken 1Il yönteminden faydalanabilirsiniz. Bu yöntemde, seçtiğiniz fontlarla sayıyla bir (1), büyük harfle I (Irmak) ve küçük harfle l (leblebi) yazarak okunabilirlik testi yapabilirsiniz.

Okunamayan font aslında ölü fonttur.

2. En az 3 farklı değerde font büyüklüğü kullanın.

Her gün gelen mailleri düşünün. Her mailde gönderen kişi, konu ve metin vardır ve bu bilgiler gerekli mesajı almamızı sağlar. Projelerde de, ana ve alt başlık ile metin için 3 farklı font büyüklüğü belirlemek işinizi kolaylaştıracaktır.

Yazının yoğun olacağı gövde metni için, basılı projelerde font büyüklüğü 10 ile 12 punto arasında olmalıyken, dijital projelerde 15 ile 20 punto arasında font büyüklüğü idealdir. Örneğin okuduğunuz bu metnin boyutu 16 pixeldir.

3. Whitespace ferahlık verir.

Projede kullanılacak whitespace yani beyaz boşluklar, okuyucu için bir nevi mola duraklarıdır. Yoğun metin kalabalıkları, gözler için okuması zor, beyin içinse uzak durma isteği uyandıran sıkıcı karalamadan başka birşey değildir. Bunu engellemenin en basit yolu, satır aralıklarını artırmak ve metin blokları arasında boşluklar yaratmaktır.

4. Hizalamaları doğru yapın.

Tüm sayfada, hatta tüm projede metinlerin hangi yönde hizalanacağını iyi seçin. Türkçe konuşan bir kitle için en ideal çözüm sola hizalı metin bloğu kullanmaktır.

5. Renklerin desteğini arkanıza alın.

Projede kullanılan fontlarda, yazıları her fırsatta bold, italik veya underline yapmak, bir süre sonra okuyucu için anlamını kaybeder. Bazı durumlarda, dikkat çekmek istenen metinlerde renk kullanmaktan çekinmeyin.

Yapılacak bir şey daha var; gözlem!

Yazının sonuna gelsek de, fontlar için herşey burada bitmiyor. Konu, takdir edersiniz ki derya deniz. Anlatılacak, okunacak çok şey var. Yazılarla çalışmayı geliştirmenin en doğru yolu gözlemdir, başka çalışmalara bakın ve pratik yapın. Typeface çeşitleri için Myfonts, Dafont, Google Fonts ve Typekit gibi siteleri kullanabilirsiniz. Font konusuna bu yazıyla giriş yaptıysanız, Tam Benim Tipim kitabıyla konuyu pekiştirebilirsiniz.

* Kullanılan görsellerin tüm hakları: GenevaarnoKath